24.6 C
İzmir, TR
Nisan 21, 2026
ANASAYFAGÜNDEM

YAŞAR AKSOY’UN YAZISI ÜZERİNE…

İzmir’in ve Ege’nin göz bebeği bir araştırmacı-gazeteci-yazar… Yaşar Aksoy…  50 Den fazla kitaba imzasını atmış bir Türkiye sevdalısı…  Egeli Gazete’de zevkle okuduğum yazılarının birine beni konu etmiş…

Elbette ne benim onun için yazdıklarım, ne de onun benim için karaladığı satırlar, bizim ağabey – kardeş ilişkimizi anlatmaya yetmez…  Ağabey-kardeş ilişkisinden daha da önemlisi, benim olduğu gibi, çok sayıda gazetecinin meslek büyüğü,  bilgisini cömertçe paylaşan bir usta olduğu gerçek…  Yeni Asır’ın, Yeni Asır olduğu dönemde aynı çatı altında yıllarca çalıştık birlikte… Belki de yüzlerce anı edindik ve hepsi de çok değerli…  Bu kıymetli ağabeyin beni konu ettiği yazısını sizlerle paylaşmak istedim…  Evet… Biz bu ortamda, basının düştüğü bu rezil halde bile hala daha  Yaşar ağabey’in kendisini motive etmek için bağırarak gazetenin ortasında söylediği gibi Hasan Tahsin’in silah arkadaşlarıyız…  Ve bir gün gerçekten İzmir Basını tarihini doğru dürüst yazacak biri bizim adımızdan çok söz edecek biliyorum… Yaşar Aksoy’un, Hakan Akarcalı’nın, Korcan Karar’ın, Ergun Gümrah’ın, Ender Coşkun’un, Merhum Barış Selçuk’un ve naçizane benim ismim elbette çok geçecektir…

 

Gazeteci, Hasan Tahsin’in silah arkadaşıdır

 

İŞTE  YAŞAR AKSOY’ON O YAZISI…

“Yaşar Aksoy, gazetede başı sıkıştığı zaman, zor bir yazı veya haber ile uğraştığı zamanlarda, hepimizin duyacağı şekilde sesini yükseltirdi..
“.. Biz Hasan Tahsin’in silah arkadaşıyız breh..”
Bu sözünü birkaç kez tekrarladıktan sonra, yazısını tereyağından kıl çeker gibi hızlıca yazar, bitirir, noktayı koyardı. Bu onun bir meditasyon yöntemi idi.. Kaç defa şahit olduk..
Yalan mı söylüyordu? Asla..
Hepimiz gazeteciler, o şehit gazetecinin silah arkadaşları değil miyiz?..”

MUTLU KARDEŞİM BENİ ANLATTI
İhtisas alanı daima yolsuzluklar olan, atak, sonsuz heyecanlı, haber tiryakisi ve İzmir’de 35
sene önce FETÖ tehlikesini ilk olarak fark edip, ilk uyarıcı yazı ve haberleri yazan, babadan
doğma haberci Mutlu Tuncer, geçenlerde yayınlanan yazısına benimle ilgili yukarıdaki
paragraf ile başladı.
İzmir ve Ege Basınında yakından izlediğim habercilikte öncü gazeteciler, 1980 sonrası
Hakan Akarcalı, Ender Coşkun, Korcan Karar, Mutlu Tuncer, rahmetli Barış Selçuk, Mehmet
Sarışın, Ergun Gümrah, Sedat Pişirici gazete haberciliğinin ateşli enerjisini içlerinde taşıyan arkadaşlardı.
Bu gün sıra Mutlu Tuncer de..
Ben onu anlatacağım, o da yazımın içinde beni anlatacak…

SANKİ EVİ HİÇ YOKTU
Sözü Mutlu Tuncer’e verelim:
“.. Tercüman Gazetesi’nden Yeni Asır’a transfer edildiğimde 20’li yaşlarımdaydım.
Değişik bir ortamdı Yeni Asır… Habercilik en ön plandaydı ve gerçekten haber ve habercilik,
Yeni Asır’ın genlerini oluşturuyordu. O yıllarda gazetenin sayfalarına imza atanların bugün Türkiye’de basın sektörünün en önemli yerlerinde olmasının nedeni de bu… İyi bir okuldu Yeni Asır, iyi bir gazete olduğu kadar…
Yaşar Aksoy’u elbette Yeni Asır’a geçmeden önce de tanıyordum. Ama aynı çatı altında
onu çok daha iyi tanıma fırsatı bulmuştum. O, “uç” bir adamdı. Uç bir adamdı ama Ege’nin sevgilisiydi… Şimdi olduğu gibi… Kimseye “eyvallah” etmeyen yapısı beni çok etkilemişti.
Galiba en önemli ortak tarafımız da buydu.
Önceleri Yaşar Aksoy’un hiç evi olmadığını düşünürdüm. Zaten gazetede de odası filan
yoktu. Hatta masası da yoktu. Elinde dosyalarıyla dolaşır, boş bulduğu bir terminale oturur, günlerce… Evet günlerce kalkmazdı. Patronmuş, müdürmüş, patronun adamıymış umurunda hiç olmazdı. Bildiğini söyler, istediğini yazardı.
O’nun bir Hasan Tahsin çizgisi vardı. Bu çizgi antiemperyalist bir ideolojiydi. Hiç
değişmedi.

GAZETECİ OLMAYAN GAZETECİLER
“.. Yaşar Aksoy ve belki onun gibi bir kaç isim, Türkiye basınında çok önemli… Hele
gazetelerin, gazeteci olmayan bir sürü naylon yazarla, tepeden inme yöneticilerle, yağcı ve yalakalarla doldurulduğu, haberin parayla satıldığı bu dönemde… Galiba Yaşar Aksoy,
gazetelerde gerçek gazeteciliğin son temsilciliğini yapıyor, ilerleyen yaşına rağmen… Halen genç, halen dinamik, halen “uç” bir adam olarak…
Benim bir söylemim vardır… Gazeteci, mesleğinde yufka yürekli olamaz. Gazeteci
agresiftir. Olaylara ters açılardan bakabilen, halkın içinden kopmayan, kopmaması gereken kişidir gazeteci. Dik kafalıdır, agresifdir. Ve tabii konuşmasıyla kültürüyle bulunduğu ortamı etkileyebilendir gazeteci… Gazeteci vatanını, halkını sevendir. Fedakarlıklardan, zorluklardan kaçmayandır.
Yaşar Aksoy bu saydığım özelliklere sahip biri olarak belki gazetelerde hiç rahat
olamadı. Ama yazılarıyla, kitaplarıyla, araştırmalarıyla, Ege’nin; dostluğuyla, sevecenliği ve cömertliği ile arkadaşlarının (ki onun arkadaşları hep bizim muhabiran takımı dediğimiz emekçilerdir) gönlünde taht kurdu. Hiçbir gazete yönetiminin gözdesi olamaması bence hiç şaşırtıcı değil…”

HEP DÜMDÜZ GİTMEK
“.. Egeli Gazete’de hala yazıların sürdürüyor olması, onun “gerçek gazeteci” olarak
namusu ve ideolojisi ile hep dümdüz gitmesi yüzündendir. Bu zamanda, gerçek gazetecilerin gazetelerin dışında bırakıldığı bir dönemde, gazetelerin köşelerinin “ilan potansiyeli olan” şahsiyetlerle doldurulduğu bu ortamda… O, Hasan Tahsin’in izinden gitmeyi sürdürüyor.
Yaşar Aksoy’un 50 kitabı yayımlandı. Bu kitaplarını nasıl güçlüklerle hazırladığını ben
biliyorum. Şimdi yazarlıkta “tehlikeli bir hastalıktan sonra, ikinci doğum” dediği bir hazırlığı var. Bu onun kariyerinde önemli bir hamle olacak bence…
Özel yaşamında şiire, romana, edebiyatın her dalına, senfonik müziğe, Türk klasik
müziğine, Türk türkülerine, opera ve baleye düşkünlüğü ile bildiğim Yaşar ağabeyin belki de ilk defa bana dillendirdiği bir vasiyeti var; mezar taşının üzerine “Türk Vatanseveri”
yazılması… Bunu söylerken de yaşamdaki önceliklerini şöyle sıralıyor:
“Türklük Dünyası, Türk Milleti, Vatan Türkiye, Başkomutan Atatürk, Canım İzmirim,
sevgili kızım ve üç torunum”.
Galiba bu sözleri onu en iyi anlatan söylemi…
Onunla yıllarca bir arada çalıştım. Yan yana yazılar yazdım. “Yaşar ağabey, şu
röportaja nasıl başlasam ki?” diye sorup bazen tüm yazımı ona yazdırdığım da oldu. İyi kötü  çok anıyı paylaştım. Ama birisi ”Yaşar Aksoy” dediği zaman benim aklıma, onun 98 yaşında vefat eden babasını tekerlekli sandalye ile Alsancak’ta cadde sokak dolaştırdığı, oyaladığı geliyor. Babasına bir restoranda kendi elleriyle yemek yedirirken gözlerindeki o mutluluk ışıltılarını galiba başka hiç bir zaman görmemiştim. Çok yaşa Yaşar Aksoy…”

“ACAR TUNCER”İN ACAR OĞLU
Mutlu Tuncer’e, benim hakkımdaki gözlemlerine teşekkür ederim.
Rahmetli Acar Tuncer, basınımıza hayatı boyunca hizmet etmiş velud bir ağabeyimizdi.
Oğlu Mutlu Tuncer kendi deyimiyle tam bir agresifti. İyi ki agresif olmuş.. Çünkü alengirli ve tehlikeli ortamlarda haberi kopartmak için şüphesiz agresif olmak şarttı.
Ben ise ılımlı biriyimdir.
Bu yüzden haberci olamam.
Ama sakin ortamda, valla İlyada Destanı’nı tersinde yazar ve okuturum.
Yani ben yazarım. O kadar..
Ohhhh asude ortamda, şöminenin dibinde kalevye başında harikalar yaratırım.
Ama Mutlu Tuncer gibi, Korcan Karar gibi, Barış Selçuk gibi gazeteciler, ateş altında
savaşarak haberi kopartıp gazeteye getirirler.
Hepsine, herkese selam..

İlgili Haberler

Hurdacıların yaktığı kablolar Örnekköy’ü dumanla kapladı: Halk şikayetçi

Mutlu Tuncer

Genel-İş’ten Hukuksuz İşten Çıkarmalara Sert Tepki: “Sendikal Haklarımıza Dokunmayın”

Mutlu Tuncer

İzmir’de “yan bakma” kavgası ölümle sonuçlandı

Mutlu Tuncer

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası