CHP İlçe Başkanı Pelin Karasakal, aday olmuyor… En güzelini yaptı… En iyisini yaptı… En olması gereken buydu… Siyaset biraz yetenek, biraz sempati, biraz empati, genel kültürün yanı sıra, bilgi ve birikim işi… Biraz sabır, hoşgörü, insanları dinleme, muhakeme falan filan… Siyaset çok meziyet gerektirir. Belki de bu gün ülkemizde yaşadıklarımız siyasetçilerdeki eksiklikler yüzündendir, ne dersiniz?
CHP’nin son seçimlerde şampiyon ilçesi Urla… Ve ben burada yapılacak seçimleri önemsiyorum. Çünkü değişimler, genel merkezin dayatmasıyla olmuyor, olmaz… Demokrasi kültürü, aileden başlar… Sokağa, sokaktan kentlere, oradan ülkeye yayılır… Biat kültürü siyasetin önünü tıkayan en büyük engeldir… Biat eden, doğruyu, gerçeği göremez… Çünkü gerçeği görmek ve anlamak da, bir gelişimdir… Bir meziyettir… Türkiye biat kültürünü terk ettiği zaman, her şeyin olumlu değiştiğini görecektir… İşte ben Urla’daki seçimi bunun için önemsiyorum…
Bu gün Bahri Yalaz, adaylığını açıklıyor… Arkasından birkaç kişi daha adaylık yarışına katıldığını duyurdu… Bunlardan birisi, iki dönem Belediye Başkan Aday Adayı olan Hakan Yiğit… Diğeri ise, Nimet Aras… Bir yerel gazeteci arkadaşın iddiasına göre, birkaç aday daha çıkacak… Ne kadar güzel…
Urla’da, siyaset yukarıda saydığım nedenlerden dolayı, gelişmeli… Yerel seçimlerde 58 aday adayının gelmesine; hatırlarsanız, gazeteci olarak ilk ben karşı çıktım… Mesela, yaptıkları çok tartışılan Buğra Gökçe’nin Ekrem İmamoğlu kanalıyla İzmir’e aday yapılmak istenmesini çok eleştirdim, neden aday olmaması gerektiğini bolca yazdım. Sonuçta Buğra Gökçe aday yapılamadı… Ama hırsını da alamamış olacak ki, beni mahkemelere verdi… Halen davalar sürüyor… Burada yüzde 90’ı Urla’ya hiç uğramamış insanların aday adayı olarak dolaşmasına da karşı çıkan tek bendim. Sonra halktan aldığımız destekle yerli bir başkanımız oldu… Urla’yı ranta teslim etmedik…
O zamanlar susan, aday adaylarının peşinde koşturup reklam ve ilan alıp üç-beş para kazanmak için yırtınan gazeteciler, kimsenin tanımadığı adayları övüp ceplerine çalışırlarken biz, Urla için mücadele verdik…
O zaman sessiz kalanlar şimdi yine ortada dolaşıyor… İlçe bazında sansasyon olduğunu düşündükleri haberlerle yine reklam ve tanıtım hizmetleri icra ediyorlar…
Adayların çıkması sanki sürprizmiş gibi, sansasyonmuş gibi duyurular yapıyorlar. Adayların “Yakın çevrelerindeki kaynaklardan” kulis haberleri yayıyorlar… Neden yakın çevrelerinden alıyorlar haberleri? Adaylar bu kadar ulaşılmaz mı? Özel kalemleri, korumaları aşmaları gereken engeller mi var? Aç telefonu adamın ağzından al haberi… Komedi yapma…
Adayların çıkması demokrasiyi geliştirir… Bir kişi kazanacak, kim güçlü ise o… Ancak burada şöyle bir ayrıntı vereyim… Mutlak kaybedilecek bir seçime, gerçek siyasetçi girmez… Bu konuda Pelin Karasakal’ı kutluyorum. Demek ki, bir şeyler öğrenmiş… Bu iyiye işaret. Siyasette kaybedilen hele hele hezimet ile sonuçlanan seçimler, halkın tuttuğu sicile yazılır… Yani seçime girenin, en azından kazananı biraz zorlaması gerekir… Hafızalara da “Neredeyse kazanıyordu” diye yazılsın.
Yoksa kişisel hırslar için girilen seçimler veya ortaya atılan adaylıklar siyasetçiye bir şey kazandırmaz. Ama aday olmak, hatta her yere aday olmak bile haktır… Ancak siyaseten siyasetçiye fayda vermelidir.
Bu yazı samimi bir yazıdır… Demem o ki, siyaset piyango çekilişi değildir… “Ya kazanırsam” diyemezsin… Çünkü siyasette hesap da önemlidir…
Mesela Nimet Hocam, neyine güvenip yola çıkıyor? “Ya kazanırsam” ihtimali seçime girmek için yeter mi? Ama hakkıdır… Girsin, CHP’deki üstün hizmetlerinin karşılığının ne olduğunu tartsın…
Diğer adaylar için de bu geçerli… Bahri Yalaz, çıksın, CHP’de ne kadar tanınıyor, ne kadar güveniliyor kendisini tartsın… Hakan Yiğit için de geçerli bu… O da tartıya çıksın ve görsün… Ama dediğim gibi, adaylıkların siyasetçiye bir faydası olmalı… İllaki olmalı… Hesaplar iyi yapılmalı…
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul EtDevamını Oku