Nisan 17, 2026
ANASAYFA

ATATÜRKÇÜLÜK, CHP’YE BAĞLILIK BU MU?

Gazeteci ve yazarlar bir ülkenin yaşayanlarının fikirsel gelişimi ve aydınlanması için önemli şahsiyetlerdir… Elbette, gerçek gazetecilerden ve yazarlardan söz ediyoruz…

Mesela; Fransız Devriminin fikirsel zeminini hazırlayan yazarlar ve düşünürler vardır ki; sadece Fransa’yı değil, dünyaya aydınlık fikirlerini yaymışlardır…

Kim bunlar? Mesela Voltarie…

Düşünce ve inanç özgürlüğünün cesur savunucusuydu… Katolik Kilisesini, dogmaları ve hoşgörüsüzlüğü eleştirdi… Topluma özgürlük tohumlarını serpti… En önemli sloganı “Cehaleti yok edin” di…

Mesela Rue Jean-Jacques Rousseau… Halk egemenliği ve doğrudan demokrasi fikrini geliştirdi, egemenliğin halka ait olduğunu dillendirdi… Bu düşünce Fransız Devriminin temelini oluşturdu…

Mesela Montesquieu… Yasama, yürütme ve yargının biri birinden ayrılması gerektiği fikrini ortaya koydu… Kuvvetler ayrılığını savunan yazılarıyla, modern anayasal temellerin düzenini şekillendirdi.

Daha bir çokları var…  Ve bunlar, kimsenin adamı olmadı… Sadece toplumun adamıydılar… Kendilerini toplumun özgürlüğüne ve halkın gerçek değişimine adamışlardı… Gerçek halk adamı, gerçek devrimcilerdi… 300 yıldır da, halen gündemde olmaları boşuna değil…

Bunları niye yazdım?  25 yıldır AK Parti iktidarı karşısında Cumhuriyet ve Atatürkçülüğü savunduğu iddiasında en ön sahta gösterilen duayenlerden bahsetmek ihtiyacı doğdu… Biri kendisini “Türkiye’nin en güvenilir gazetecisi” olarak lanse eden Uğur Dündar diğeri Atatürk üzerinden çok para kazanan Yılmaz Özdil… Ve bugün Halk TV’de ve Sözcü gazetesinde ünlenen birkaç muhterem gazeteci… Atatürk ve Atatürkçülüğün savunucusu imajı ile şimdi CHP’yi karmaşa içine sokan kişiler.

Yılmazla yıllarca aynı çatı altında çalıştım… Halk TV’de yaptığı programlarda insanları gülmekten kırıp geçiren söylemleri belki hoş bir mizahi yaklaşımdı… Keşke Talk Showcu olaydı. Uğur Ağabeyimiz ise; Türkiye’nin en güvenilir gazetecisi imajı ile 83 yaşına rağmen hala, aktif… Ama ben onu hep, Tarık Akan’ın yazdığı “Anne Kafamda Bit Var”  kitabındaki tavrıyla hatırlıyorum…

Yıllarca  Halk TV’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olup, bu gün neredeyse ona sövgüler yağdırması bana garip geldiğinden topluma bazı konuları hatırlatmak gereği duydum…

Gazeteci Ender Coşkun ile yaptığımız “Basın Çamaşırhanesi” adlı programda da bu konuyu belgeleriyle ortaya koymuştuk. Neydi o belgeler? Belgeler aslında Merhum Tarık Akan’ın kitabının sayfaları…

1980 yılında Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gören Türk Halkı’nın sevgilisi Tarık Akan’ı Emniyet Müdürü ile kahve içerken ayağına çağırtıyor. O sırada ellerini ovuşturan bir şube müdürü giriyor içeriye… “Öttü Müdürüm” diyor ve yumruklarını kolonya ile ovuşturuyor… “Ellerim mahvoldu” diyor… Yani Uğur ağabeyimiz işkenceye tanık oluyor. Dündar’ın Orada bulunma sebebi de, TRT Genel Müdürü olmak istemesi ve Cunta’nın yönetim kadrolarına  nezaket ziyaretleri yapma gereği duyması…  Kitapta yazıldığı gibi…  Hiçbir zaman da bu kitapta yazılanları yalanlayamıyor… Linkini altta koyduğum için detaylandırmıyorum… O programı izleyebilirsiniz.  Yani  Uğur Ağabeyimiz, “Cuntacılar”dan görev bekliyor!

Gelelim Yılmaz Özdil’e… Atatürkçü, devrimlerin savunucusu kardeşimiz… İzmirli Gazeteci Ender Coşkun ile ben, FETÖ örgütü kumpası ile gözaltına alındık… Tanıdık savcı A. Y  ile bize gözaltı emri çıkartan Melanet yuvası ve FETÖ Karargahı Yamanlar Koleji’nin daveti ile Amerika’ya gidip, Fethullah Gülen’in önünde el pençe duran, sonra Afrika’ya okulları denetlemeye giden ve Fetö Vakıflarını öven yazılar kaleme alan E.Y ve şimdi milletvekili olan Ş.B isimli meslektaşlarımız…  7  Şubat Mit Kalkışmasının ardından Amerika’ya gidip, Fethullah ile görüşüp tek satır yazamayan kardeşlerimiz…

Hatta E.Y, Gaziemir Yamanlar Koleji açılışında da kurdele keserken fotoğraflanmıştı… İşte bunları sorguladığımız için operasyonla gözaltına alındık… Hala daha bunların adliyeyi kullanarak bize baskıları sürüyor. Sürekli astronomik tazminatlar açıyorlar. Hakimlere savcılara baskı yapıyorlar ki; bir hakim dayanamayıp, sonunda itiraf dahi etmişti.

Yılmaz Özdil, programlarında bu gözaltını haber yapamadı… Yüzeysel olarak isimlerimizi vermeden 3 saniye bahsetti, geçti. Oysa olay çok önemliydi…   Cebinde sürekli basın kartı taşıyan iki gazeteci operasyonla gözaltına alınıyordu… Şu  kepazeliğe nasıl sessiz kalabildi Atatürkçüler?

Şimdi beni kim inandırır bu arkadaşların gerçek Atatürkçü ve devrimci olduğuna?

Bakın Kemal Kılıçdaroğlu’nu yere göğe koyamıyorlardı… Şimdi?  CHP’yi karakola düşürenlerin yanındalar…   Ne uğruna?  Yandaş basının gözbebeği olmak  uğruna mı?

Yahu CHP’nin kurultayı bile mahkemelik. CHP Genel Başkanı’nın başkan olup olmadığı bile belli değil… Seçim yokken, ön seçim yapıp Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu dahil, 17 Belediye Başkanı ve yüzlerce bürokrat içerde… Belediye Başkanları AK Parti’ye geçiş kuyruğunda… Atatürk’ün partisini bu duruma getirenleri eleştireceğinize, görevde olmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedefe koyuyorsunuz… Neden? Tıpkı, Uğur Ağabey’in işkenceye tanık olup, TRT Genel Müdürü olmak uğruna  iğrenç olayı görmezlikten gelmesi gibi…  Cuntacılara şirin görünüp,  ne geçti eline acaba?

Aynı hali, şimdi yaşıyoruz…

Yılmaz Özdil’in, önceleri Kemal Bey’i övüp, sonraları seçim başarısızlıkları nedeniyle eleştirmesini gazeteciliğin gereği sayıyorum elbette. Ama Uğur Dündar ile birlik olup bazı önemli olayları geçiştirmesi eleştirilecek tarafıdır ve ben de onu yapıyorum.  Şimdi CHP’yi bu duruma getirenlerle yarenliği bence yanlış.  Eleştirilecek birileri varsa o da Atatürk’ün partisini bu duruma getirenlerdir.  Bu arada, CHP’nin anketlerde birinci parti çıktığını ortaya koyuyor olmaları da gerçeği yansıtmıyor. Bu, mevcut yönetime şirin görünme çabasıdır. CHP,  AK Parti gibi, eriyor… Dürüst anketlerde CHP’nin acilen yönetim değişikliğine gitmesi gerektiği çıkıyor…

Uğur Dündar Kılıçdaroğlu’na “Yıllardır onu desteklemiş olmam kepazeliktir” diyor… Kılıçdaroğlu kendisini eleştirdiği için…

Kemal Kılıçdaroğlu’nu yere göğe koyamayan, Halk TV’de Kemal Bey’i kahraman edenler,  şimdi böylesi bir dönüşün kahramanları… Hiçbir gazeteci böyle dönüşler yapmaz… Çünkü hiçbir zaman taraflı olamaz…  Bakın bu gün süren soruşturmalara… Halk Tv’de program yapan bazı kardeşlerimizin aldığı paralar çıkıyor ortaya… Kemal Bey’e saldırıların bedeli…

Bu arkadaşlar neredeyse, kendilerini Türkiye’nin Rue Jean-Jacques Rousseau’ su ilan edecekler… O duruma geldiler!

Ama devrimcilik, halkçılık, bunların yanlarından bile geçmez…

Devrimciliği, edinilen servetlerle belirleyemezsiniz… Cesaret, doğruluk, gerçekten halkın tarafında olmaktır devrimcilik!

Alın izleyin…

https://youtu.be/Ck4ppZgQ2vE?si=iIwNYzLXBotmMNup

İlgili Haberler

Mutlu Tuncer

Adaylık gizli olmaz… Yapın başvurularınızı çıkın ortaya…

Mutlu Tuncer

PARTİNİN TÜZÜĞÜNÜ OKUSAYDINIZ BARİ…

Mutlu Tuncer

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası