Hafta sonları bizim Urla’nın hallerini yazacağım demiştim… Önemli bir konu var ve halkı gerçekten çok ilgilendiriyor… Bu gün biraz trajikomik bir yazı olacak…
Denizlili bir adam,(Adam dediğim için kusura bakmayın… Cinsiyetini betimlemek için yazdım… İş insanı lafını sevmediğimden kelli… Bu arkadaş da büyük iş adamıdır) burada otel ve restoran işletmeciliği yapıyor!
Önce Esnaf Odası Başkanı Ahmet Aydınhan ile birkaç yıl önce Gençlik Festivali düzenlemişlerdi… 30-40 bin kişiyi toplamışlardı… Gençler sahilde iyi bir hafta sonu geçirmişlerdi… Müzik, dans, eğlence… İçki, sigara… Çadırlar filan…
Ben festivalleri severim… Sosyalleşmeye katkı verdiği gibi, insanlara hoşça vakit geçirtmesi açısından özellikle festival kanserlerini, tiyatro oyunlarını önemserim.
Keşke Belediye Başkanı Selçuk Balkan söz verdiği açık hava tiyatrosunu bir an önce yapsa… Burası büyük konserlerin merkezi olur eminim… Bana sorarsanız Urla’nın en büyük eksiği bu… Böylelikle halka yakın organizasyonlar düzenlenebilir diye düşünüyorum.
Şimdi bu organizatör arkadaş, gençlik festivallerinden vazgeçip, elit bir topluluğa gastronomi bağlantılı bir caz festivali düzenledi… Dün yazdığım haberi okumadıysanız, lütfen okuyun. Haddini fersah fersah aşarak, yüksek atlama rekoru kırdı…
Biletleri kişi başına 3040 liradan başlıyor, 2 bin, 1667 liraya kadar gününe göre değişiyor… ( Tam halk için) Yani anlayacağınız, esnafa, memura değil bu festival… Şarap ve peynir tadımı ikramları var… Bardağı sallayacaksın, şarap süzülecek kadehten… “Hımmmm” diyeceksin… “Harika” Bu arada caz dinleyeceksin. Ne alakası varsa?
Peynirler getirecekler… Çeşit çeşit… Su satacaklar, ekstradan şarap satacaklar, ne bileyim çerez satacaklar… Artık fiyatları siz düşünün ben bilmem… Bir suyu kaça içersiniz bilet fiyatından anlayın…
Denizlili arkadaşın İsmi Hamza Mert… İşi organizatör, otelci, restoran işletmecisi…
Bu arkadaş internet sayfasından “Festivale geleceklerin bilmesi gerekenler” diye bir manifesto yayınladı…
Halkı o kadar küçümsedi ki; hani yanılıp da esnaf, memur, gibi sıradan vatandaşlar gelmesin, gözü korksun diye, Anayasa’yı bile yok saydı…
Bakın neler yazmış o manifestoda, birkaç madde özetleyeceğim size…
En önemlisi şu:
Diyor ki yasa koyucu Muhterem Hamza Bey;
“Organizatör firma etkinlik için uygun görmediği kişileri bilet ücretini iade etmek kaydı ile içeri almama hakkına sahiptir.”
Yani, biletini almışsın, eşin veya arkadaşın yanında… Tipini, giyimini, kuşamını beğenmeyecek… Seni o konsere layık görmeyecek ve “Al paranı git. Sen buraya uygun değilsin” diyecek… Bunun da hakkı olduğunu yazıyor!
Densizliğin, burnu büyüklüğün, en alası…
Bir kere;
Bir bilet alındığında, taraflar arasında hukuken bağlayıcı bir sözleşme kurulmuş olur. Organizasyonun, “sizi uygun görmezsek almıyoruz” diyerek keyfi bir madde koyması, yalnızca tüketici haklarını ihlal etmekle kalmaz, Anayasa’nın eşitlik, özgürlük ve hukuk devleti ilkelerine de aykırıdır.
Çünkü Anayasa, tüm yasaların doğduğu en yüksek normdur. Hiçbir özel kurum veya organizatör, kendi koyduğu kurallarla Anayasa’yı askıya alamaz. “Biletin olsa da seni almam” demek, eşitlik hakkını çiğnemek, vatandaşın hukuki güvenliğini yok saymak ve doğrudan Anayasal düzeni ihlal etmektir.
Anayasa’nın varlığı, yurttaşları keyfilikten korumak içindir. Hiçbir ticari faaliyet, hiçbir özel şartname, Anayasa’nın üzerinde değildir.
Yani konsere gideceksin… Hanzo’nun biri seni beğenmeyecek, biletinin parasını ödeyecek ve “Çektir git hadi” diyecek…
Sen bunu kendinde hak göreceksin… Sana bu hakkı kim verdi?
Cumhuriyet Savcılarımızın aleni yapılan bu yasa tanımazlığı soruşturmak zorundadır. Urla Anayasa’dan muaf mı? Ya da otelci organizatör yasa mı yapıyor?
Diyor ki Muhterem Hamza Bey;
“Festival biletleri, organizatörün izni olmadan ticari veya promosyon amaçlı kullanılamaz.”
Yani ben on tane bilet alacağım mesela… Okuyucularıma dağıtacağım… Esnaf, memur, öğrenci… Ulaşamayacak olanlara vereceğim ki, konser seyretsinler, şarap içerek, peynir yiyerek eğlensinler… Yasaklıyor! Sana ne? Bileti aldıktan sonra ister gelmem, ister başkasına veririm…
Diyor ki Muhterem Hamza Bey;
“Etkinliğe katılan kişilerin fotoğraf ve video çekimlerinin tanıtım materyallerinde kullanım hakkı organizatöre ait olup katılımcı etkinliğe katılarak bu hakkın kullanılmasını kabul etmektedir”
Benim videomu çekeceksin, resmimi çekeceksin, reklamlarda kullanacaksın… Ben konsere geldim diye bunu kabul etmiş sayılacağım öyle mi? Benden izin alman gerekiyor beyefendi…
Böyle daha bir sürü saçma sapan şartlar…
Şunu açıklamak zorundadır kendileri:
Bu konsere alınmama kıstasları nedir?
Böyle şartlarla bilet satan bir organizasyona mekanını açan kişilere de şunları sormak istiyorum:
Siz Urla Halkını ne zannediyorsunuz? Burada mekan açmış olmanız, şarap üretiyor olmanız, size halkı küçümseme hakkını veriyor mu? Siz de bu şartlarda yazan maddeleri açıklamak zorundasınız! Demek ki siz de uygun buldunuz halka yapılan bu saygısızlığı… Halktan özür dilemelisiniz…
Ve yazmaya devam edeceğim… Nereye kadar?
Bu iş savcılığa gidene kadar. Kimse halkı küçümseyemez. Ayrıştıramaz…
Bilet alacakmışım da, konsere uygun bulmazlarsa paramı ödeyip beni geri çevireceklermiş. Bak sen!
Peki parasını iade ettiniz… O kişinin itibarını nasıl iade edeceksiniz?
İşte, görgüsüzlük… Kendini bilmezlik… Burnu havada olmak bu sevgili okurlar…
Hamza’ya, muhterem organizatöre tavsiyem şu:
Bir dahaki sefere konsere giriş ve YERLEŞTİRME sınavı yap. Gerekli kıstasları sağlayanları böyle seç…
Hay sizin sizin yapacağınız konsere şarap üzüm suyu dökeyim…
Festivaller halkı bütünleştirmek için yapılır…
Halkın her kesimi olmazsa olmaz!
Bunu önümüzdeki günlerde açıklayacağım…
Yani daha çook konuşacağız bu konuyu…
Ayrıca Maliyenin videoları izleyerek bir gelir gider hesabı yapmasını da tavsiye ediyorum.
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul EtDevamını Oku