Urla Esnaf Odası seçimleri tam bir kan davasına dönüştü… Bel altı vuruşlar, iftiralar, yalanlar havada uçuşuyor… Toplam 4 aday var. Bu güne kadar stüdyomuzda iki aday ağırladık. Biri Fırat Gül, diğeri Ahmet Aydınhan… Yani mevcut başkan…
Ahmet Aydınhan’ın bazı gerçekleri, yaşadıklarını efendice anlatmasından sonra Urla’da bizim kimin üzerine açıldığını bildiğimiz bir platform kuruldu. Adı Vicdan ve Adalet Platformu. Herkese küfür ederek, herkesi hayali konularla suçlayarak, inanılmaz iftiralarla bezenmiş yazılarıyla ve bulunmayacaklarını zannederek patlamış kubur gibi her tarafı bulamaya çalışıyorlar…
Ahmet Aydınhan’a, Fırat Gül’e, onun arkadaşlarına olmadık ithamlarla kafa tutuyorlar… Cesaretten bahsediyorlar, milletin hakkını koruyacaklarını anlatıyorlar ama, isimlerini bile açıklamaktan korkuyorlar. Ülen bu nasıl cesaret… İstiyorlar ki; biz onları muhatap alalım… İstiyorlar ki; onlar gibi küfürler edelim… Ama bizim kuburda ne işimiz olur? Biz Cumhuriyet Savcılarına gerekli şikayetlerimizi yapıyoruz. Elimizdeki belge ve bilgileri, internet verilerini sunuyoruz. Bakalım işin içinden nasıl çıkacaklar?
Ve göreceksiniz bu kurdukları, arkasında kimler olduğunu bildiğimiz platform dedikleri kubur bunların en sonunda üstlerine boşalacak… Emin olun böyle olacak… Şimdi ben bu işin içinde kimlerin olduğunu öğrendiğimden, onlara hakaret içeren sözler edemiyorum… Neticede bu iş mahkemede bitecek.
Efendim Ahmet Aydınhan’ın bahsettiği konular önemliydi… Şimdi kendisini geçtiğimiz yıllarda yaptığı kaza üzerinden vurmaya çalışan güruhun bir dönem yaptıklarından bahsetmişti…
Neydi onlar ben hatırlatayım.
Gayri ahlaki konular… Esnaf Odası Başkanı’nın odanın sekreteri ile yaşadığı aşk ilişkisi ortaya çıkmıştı… Bir dolu kepazelik, Urla’nın gündeminde aylarca konuşulmuştu… Bu halkı ilgilendiriyordu çünkü binlerce esnafın meslek odasında cereyan eden olaylardı. Yoksa kimin kiminle yatıp kalktığı elbette kimseyi ilgilendirmez…
Elbette Ahmet Aydınhan’ın bahsettiği tasarruf olayları da herkesi ilgilendiren bir konuydu… Mesela bir dönem, Esnaf Odası aracına 45 bin liranın üzerinde para harcanmış görünüyordu… Müthiş bir akaryakıt gideri olmuştu. Yani o yıllarda iki araba alınacak bir paraydı. Ardından Ahmet Aydınhan seçimi kazandıktan sonraki ilk dönem, araç masrafı 5 bin TL bile olmamıştı… Kaybeden giderken odanın bilgisayarını da götürmüş, teslim etmemek için direnmişti.
Sonradan KOSGEB konusunda inanılmaz garip işler yapıldığı ve Esnafın adeta amiyane tabirle keklendiği ortaya çıkmıştı. Bir çok belgede usulsüzlük yapıldığı anlaşılmıştı.
Bunları belgeleriyle önümüzdeki günlerde elbette yazacağım…
Ancak kan davasına döndürülen Esnaf Odası Seçimleri ne kadar önemli? Bazıları olayı gerektiğinden fazla abartarak, bu işi savaş haline getirdiler.
Ahmet Aydınhan’ın Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın kasası olmakla suçladılar. Dilleri bana kadar uzandı. Burak Oğuz olayından dem vurup, benim ondan 30 bin lira para aldığımı yazdılar… Almadım mı? Elbette aldım. Alacak davası açmak için girişimde bulundum, çünkü seçim çalışmalarını 5-6 kişilik ekiple ben yapmıştım. Bizim vicdan ve Adalet gönüllüleri para aldığıma kızmış “Şantaj” yaptı diye iğrenç bir iftira atıyor.
Bunu niye yazıyorum? Hatırlansın diye… Çünkü Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür… Unutulur…
Burak Oğuz’dan 110 bin lira alacağımız vardı. Bir fatura kestik… O günlerde yıllarca mücadele ettiğim FETÖ cular Burak Oğuz’u ziyarete geliyorlardı. Onlar bu paranın ödenmemesini istemişlerdi. Burak Oğuz da “Siyasi işler gönüllülük esasına göre yapılır” deyip faturayı iade etmiş, parayı ödemiyordu. Bankalardan krediler almıştım.
Bu arada şunu da belirteyim; Türkiye’de Fethullah Gülen el üzerinde taşınırken ben ve arkadaşlarım “Eli kanlı İmam” gibi mahşetlerle FETÖ’nun Türkiye için büyük tehlike olduğunu yazan ilk gazeteciler olmuştuk. Atatürk’ü vatan haine ilan eden ve 1989 yılında Türkiye’yi ayağa kaldıran o meşhur gazete haberini ben yapmıştım. Merhum Uğur Mumcu bile el yazısı ile bana teşekkür mektubu yazmıştı.
Burak Oğuz’a alacak davası açarken, eski siyasetçilerden Gıyasettin Dündar beni telefon ile aradı. “Ben Burak Oğuz ile seni anlaştırayım. Parası yok. Tamam alacağın var. 30 bin lira versin, kapatın bu olayı dava filan açılmasın” dedi… Mantıklıydı, en azından 30 bin lirayı kurtaracaktım… Tek şartım vardı, parayı Burak Oğuz’un getirmesiydi… Gıyasettin Dündar’ın ofisinde buluştuk. Burak Oğuz yanında Muhittin Bayar ile geldi. Ben Burak Oğuz’a birkaç laf söyledim. Ne dediğim bende kalsın. Parayı Muhittin Bayar cebinden çıkardı. “Ben böyle bir para almam” dedim…
Bir kağıda “Bu paranın niçin verildiğini yazın” dedim.
Yazdılar… “Mutlu Tuncer’e alacağına mahsuben 30 bin lira ödenmiştir” İmza Burak Oğuz, Şahit Gıyasettin Dündar… Parayı alan Mutlu Tuncer… Siz bu parayı alıp o kağıdı imzalatmadan cebime atsaydım ne olurdu tahmin edin…
Alacağına mahsuben ödeme… Yani gazeteciysen danışmanlık filan yapamayacaksın… Para kazanamayacaksın. Paraya dokunmayacaksın öyle mi? Şimdi bu olayı yazıp üzerinde tepiniyorlar.
Vicdan ve Adalet Platformu diye isim de koymuşlar kendilerine… Evet, bu kişiler Face sayfasını kendi isimlerini ve telefon numaralarını yazarak açmışlar. Biz biliyoruz kim bunlar. Ama yine onların güvenliği için yazmıyoruz. Neden? Çünkü o kadar çok insana o kadar çirkin hakaretlerde bulundular ki… O kadar iftira attılar ki… Onlara bir zarar gelmesini istemiyoruz.
Savcılığa peyder pey bilgi ve belgeleri veriyoruz. Her yazdıkları suç olduğu için bekleyeceğiz. Ama eninde sonunda bunlarla gerçek adaletin karşısında buluşacağız.
Son yazdıkları bizim korktuğumuz ve ortalardan kaybolduğumuz şeklinde. İstiyorlar ki; kubura, onların yanına girelim ve orada debelenelim. Yok orası bize göre değil…
Gelelim Esnaf Odası seçimlerine…
Urla esnafı şaibesiz üç adaydan birini seçecek. Onlar en doğru kişiyi başkan yapacaktır. Kazanan kaybedenlerin elini havaya kaldıracaktır. Zaten de böyle olması gerekiyor… İftiraya maruz kalanlara tavsiyem bizdeki belgeler ile Cumhuriyet Savcılığına gidip gerekli şikayetleri yapsınlar. Bunların arkasında kimlerin olduğunun önemi yok. Ama sakın adliyelerden başka bir yola sapmasınlar… Yani bunlarla birlikte kubura girmesinler. Türk adaleti her şeyi halleder.
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul EtDevamını Oku