CHP yerel seçimlerde rekor oy aldı… Nerede? Urla’da… Ama bu hiç şüphe götürmez ki; örgütün başarısı değildi… Genel Merkez’in başarısı hele hiç değildi…
Genel Merkez sayısı belli olmayan, kimine göre 58, kimine göre Genel Merkez’e yapılan müracaatlarla birlikte 80-90 belediye başkan aday adayını adeta parmağında oynatmıştı… Veeee; hepsine birden söz verilmişti… “Adayımız sensin” diye…
Burada başarı, önce, yabancı adaylara karşı duran basının… Sonra bu konuda basına destek veren halkın… Ve tabii ki; mücadeleyi bırakmayan Belediye Başkanı’nındır!
Örgütün hiç katkısı yoktur bu başarıda… Öyle ki; Pelin Karasakal, liste götürmeye gittiğinde belediye başkanlığı için hayallerini de götürmüştü yanında… Hazırlıklıydı da… Bazı ağabeylerinin tavsiyelerine uyup, süreçte hiçbir yere imza da atmamıştı. Yani, onu yönlendiren ağabeyleri, bu karmaşadan faydalanmasını tembihlemişlerdi ona…
O da gereğini yaptı… Genel Merkez’e “Bu kadar aday var. Kaos olur, en iyisi beni başkan adayı yapın” deyivermişti… Politikada “Yüksek atlama şampiyonu” olmak istiyordu… Ama; engelin altından geçmişti… Yani hüsrana uğramıştı…
Kimler kimler aday adayı idi… Türkiye’nin her yerinden yağmur gibi, aday adayı yağıyordu… Bunların arasında şimdi Çeşme Belediye Başkanı olan Lal Denizli ve Güzelbahçe Belediye Başkanı olan Mustafa Günay da vardı… Bu rezilliğe örgütün gıkı çıkmamıştı… “Durun bakalım ne oluyor?” diyen çıkmamıştı… Sadece “Beni başkan adayı yapın” sesi yükselmişti… Ondan sonra da örgüt, seçim işlerini bıraktı… Dalgasına bakmıştı yani…
Yerli hayalperestler de vardı aday adayları arasında… Her tarafı fotoğraflarıyla donatan, “Uzun” arkadaştan, yönetim kuruluna sızıp, partiyi dedikodularıyla allak bullak eden Dümlelakis Kundura’ya kadar çok kişi aday adayı idi… Çok uzatmayalım; Selçuk Balkan bu zorlu yarışı halkın desteği ile kazandı… Ve rekor oy alarak, CHP’nin Türkiye’nin gerçek kalesi olduğunu ispatladı. Bu arada Genel merkez, Lal Denizli’yi Çeşme’ye, Mustafa Günay’ı Güzelbahçe’ye kaydırdı… İllaki aday olmalarını sağladı. Bu da ayrı bir rezaletti ya… Geçelim şimdilik…
Efendim, Türkiye’nin kalesinde CHP örgütü dökülüyordu… Bu güne kadar bir çok saçma sapan olayla gündeme geldiler… Şimdi CHPliler ciddi bir örgüt istiyorlar… Yani Pelin Kız’ın bu işi bırakmasını ve yeni bir yönetim ile partinin canlandırılmasını, arzu ediyorlar… E, haklılar… Temelden değişim şart.
Bunun için Pelin Kız’ı ikna etme yemekleri yapıyorlar… “Sen aday olma, biz üzerinde anlaştığımız birini aday yapalım” deyip “Ağabey formülünü ortaya atıyorlar… Akil Büyükler(!) adı altında toplanan havanda su dövme ustaları, bir isim belirlemişler… Pelin Kız, ikna olursa onu aday yapacaklar… Bu isim Bahri Yalaz… Eski tüfek CHPli.. Bir de manipüle edilen başka isimler var… Bir tanesi Bülent Köklü… Süzüm ona Bülent Köklü aday olmayı aklından bile geçirmiyor ama; CHPlilerden çok baskı var! Yemezler!
Şimdi gelelim gerçeklere…
Bir kere; Bahri Yalaz, örgütün sağlam isimlerinden biridir. Birkaç kez aday adayı olmuştur, ama belediye başkanlığına ulaşamamış, buna rağmen arada kaçakları olsa da CHPlilik ruhunu sağlam tutmuştur. Benim anlamadığım şey şu; Bahri Yalaz’ın aday yapılması için, Pelin Karasakal’ın “Aday olmayacağını açıkla” gibi bir cendereye niye sokulduğudur!
Akil Büyüklerin aklı bu kadar mı?
Yahu bırakın aday olsun… Siyasette, yenilgi insana tecrübe kazandırır… Yani Pelin Hanım’ın aday olmaması gerekliliği nereden kaynaklanıyor? Bahri Yalaz çıkar, aday olur, ya kazanır, ya kaybeder… Siyasi mücadele bu…
Efendim gelelim Bülent Köklü’ye… Yerel basında, sosyal Medyada şimdi ikna edilme çalışmalarının sürdüğünü öğreniyoruz… Neyin iknası? Ne iknası? Kim ikna edecek seni? Bunlar 1960lı yılların modası geçmiş pompalama eylemleri… “Çok baskı var, bu yüzden adayım” diyecek sonunda… Ne baskısı kardeşim? Adaysan çık, adayım de…
Ama bir problem var… Küçük bir problem… E, sen Tunç Soyer’in bir numaralı meclis üyesi, Plan Bütçe Komisyonu Başkanı’ydın… Giderayak İzmir’e büyük kötülükler yapan Tunç Soyer’in bütün uzattıklarını imzalamış olmalısın. Ben bir tane itirazını hatırlamıyorum. Varsa da “Şuna karşı çıktım, buna karşı çıktım” de ki bilelim…
Sırf bu nedenle ben senin yerinde olsam, bu talihsiz dönemi unutturmak için aday olmam… Bilmem, anlatabildim mi?
Dün de yazdım… İkna filan boş işler… Akil Büyükler, Saf Küçükler, yemekler, kokteyller, gizli buluşmalar… Bırakın bu işleri… Aday olmak, utanılacak bir şey değil… Yeter ki, arkanızda aday olmamanızı gerektirecek defolar bulunmasın…
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul EtDevamını Oku