MUTLU TUNCER’İN BUĞRA GÖKÇEYE YAZDIĞI MEKTUP HABERİN HEMEN ALTINDADIR!
Buğra Gökçe, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreterliğini yaptığı sırada, bir çok şaibeli ihale işlerinde imzası oldu. Gazetemizin Yayın Yönetmeni Mutlu Tuncer, başta Bayraklı otopark ihalesi olmak üzere, belediyeyi büyük zararlara sokan Mobese kameraları ve daha bir çok basında eleştiri konusu olan uygulamalarda imzası bulunduğunu yazmıştı… Bu şaibeli ihalelerin İzmir’e zarar verdiği yolunda haberler yapmıştı. Basında Narlıdere’de yaptığı muhteşem villasının da bolca haberleri çıktı. İddialar oydu ki, bu villanın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden ihale alan bir müteahhidine yaptırılmıştı… Bir gazeteci olarak yaşadığı şehirdeki olaylara, gelişmelere duyarsız kalmayan Mutlu Tuncer haberleriyle bu işlerin gerçekliğinin olup olmadığını sormuştu…
Gökçe, daha sonra İstanbul’a dönmüş Büyükşehir Belediyesi’nin İPA (İstanbul Planlama Ajansı) ya Başkanlık etmeye başlamıştı. Ekrem İmamoğlu’nun direktifleriyle 2024 seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı yapılmış, çalışmalara başlamıştı. Ancak Mutlu Tuncer, Gökçe’nin, CHP’den İzmir Büyükşehir Belediyesi Adaylığının zararlı olacağı görüşündeydi. Bunun olmaması için yukarıda anlatılan konular üzerinden haberler yapmış ve “Bu şaibeli durumlarda tutuklanması olasıdır. O zaman İzmir’de bir başkanlık kaosu yaşanır” demişti…
Ancak hiçbir zaman iddiaları yalanlamayan, basını muhatap bile almayan Buğra Gökçe, kendisi hakkında yazı yazan tüm gazetecileri es geçerek Mutlu Tuncer Hakkında hem ceza hem de 150 bin liralık tazminat davası açmıştı. Bu arada İstanbul’da yolsuzluk soruşturması başlamış ve Buğra Gökçe tutuklanarak cezaevine girmişti. Ceza davası önce uzlaşmacıya gitmiş, ancak Mutlu Tuncer uzlaşmayı kabul etmemişti. Sonra savcılık uzlaşmayı ön ödeme ile takipsizliğe düşürmüştü.
Tazminat Davası ise İzmir Milletvekili Deniz Yücel’in babası Esen Yücel tarafından yürütülüyordu. Esen Yücel şaşırtıcı bir şekilde yasalara aykırı olarak Uzlaşmacı ile Mutlu Tuncer arasında geçen konuşmaları tazminat davasına delil yapmaya çalıştı. Tuncer’in hakkındaki iddiaları kabul ettiğini öne sürdü. Bu gerçek değildi. Ancak gerçek olsa bile, ne taraflar ne de Cumhuriyet savcıları görüşmelerin içeriğini açıklayamaz.
Yasa şöyle diyor: Uzlaştırma müzakeresinin en önemli özelliği gizli olmasıdır. Uzlaştırmacı, cumhuriyet savcısı veya taraflar uzlaştırma görüşmelerinin içeriğini hiçbir şekilde açıklayamaz. Uzlaştırma müzakereleri, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da hukuk davasında delil olarak kullanılamaz (CMK md. 253/20).
Usta Avukatın böyle bir bilgi eksiği olması ve yasalara uygunsuz tavrı herkesi şaşırtmıştı.
Dava bu gün İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde sonuçlandı. Duruşma Hakimi Buğra Gökçe’nin avukatlarının hazırladığı dosyayı reddetti…
Bu davanın sonrasında Mutlu Tuncer Buğra Gökçe’ye mektup yazdı… İşte o mektup…
Sevgili Buğra Gökçe;
Gerçek gazeteci olmak; hele bu zamanda çok zor iştir… Benim veciz bir söylemim var. Onu seninle paylaşmak isterim…
“Gazeteci hiçbir zaman, hiçbir olay karşısında tarafsız kalamaz. O her zaman haklının, doğrunun yanındadır. Bundan sebep; hiçbir zaman hiçbir olay karşısında suskun kalamaz. Bu onun en büyük meziyeti ve aynı zamanda en büyük TALİHSİZLİĞİDİR!”
Seni hiç tanımadım, husumetim olamaz, kimseye de yok… Ben senin hakkındaki iddiaları yazdım. Sen bir bürokratsın önemli koltuklarda oturuyorsun… Hakkındaki iddialara karşı yapman gereken şey; karşı savlarını ortaya koyup, kamuoyunu aydınlatmaktır. Yaptın mı? Hayır… Birilerinin seni “İlle de Mutlu Tuncer’i mahkemeye ver, tazminat iste” diye ısrarla bunalttığını tahmin ediyorum. Bu arkadaşların husumeti çok büyük. Senin gibi bir çok kişiyi kandırıp dava açtırdılar. Çünkü bilirler ki; gerçek gazeteciler servet sahibi değildirler. Onları ancak maddi baskı ile yıkabilirsin…
Mahkeme dosyanda senin başkan adaylığını engellediğimi yazmışsın… Hakaret dediğin ifadelerimin hakaret olmadığını açıklayan içtihat kararları var. Yani gazetecileri haklarında eleştiri yazdıkları için mahkemeye koşturup tazminat istemeleri alışkanlık olduğundan, yazdığım her kelimeyi tartarak kullanan biriyim… Avukatımın mahkemeye verdiği savunmamı ders gibi bu alışkanlığa düşen arkadaşların okuması faydalı olacaktır…
Kısacası, gazetecileri tazminat baskısına almak, zamanlarını adliyelerde geçirmelerini sağlamak iş değil. İş, hakkındaki iddiaları çürütmektir.
Bakın; İzmir’de adaylığını engellediğimi yazmışsın… Ya belediye başkanı olsaydın? İzmir bir kaosa sürüklenmeyecek miydi?
Ayrıca Avukatın Esen Yücel bilmeli ki; uzlaşmayı ben kabul etmedim. Çünkü yazdıklarımın doğruluğundan eminim… Ayrıca uzlaşma görüşmeleri gizlidir. Uzlaşma içeriği mahkemelerde delil olarak kullanılmaz. Ama Esen Yücel bu yolu da denedi…
Kimsenin hapislerde olmasını, mahkeme gününü beklemesini kabul etmiyorum… En azından bu tür iddialar için… Dilerim en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur, hapishanede evlendiğin eşine bir an önce kavuşursun…
Bunları niye yazıyorum…
Çünkü inanıyorum ki; sen akıllı bir insansın… Sana gazetecilere cevap vermek yerine dava açmanı ve tazminat istemeni onları ancak bu yolla susturabileceğini söyleyen birileri olduğunu biliyorum. İsmini de yazardım ama, gerek duymuyorum… Evet, tazminatlar haksız açıldıysa gerçekten sorun… Ama biz yine de adaletin öyle veya böyle, er ya da geç tecelli ettiğine inanıyoruz. Dürüst hakim ve savcılarımızın varlığına inanıyoruz, inanmaktan öte biliyoruz…
Sana sağlıklar diliyorum… İnşallah özgürlüğüne en kısa zamanda kavuşursun…
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul EtDevamını Oku