Bu gün, yolsuzluk ve seks skandalları ve FETÖ bağlantıları ile dünyaya haber olan Türkiye’nin en eski ve en köklü partisi CHP, aslında kurultaylar hizipler, kavgalar ve bölünmeler partisidir. Aynı zamanda Türk siyasi hayatına kazandırdığı bir çok önemli siyasetçi ile de adeta bir politika okulu olmuştur.
Partinin Atatürk tarafından 1923 yılında kurulduğunu hepimiz biliyoruz. 1938 yılında Atatürk’ün vefatı üzerine, İsmet İnönü hem Cumhurbaşkanı hem de CHP Genel Başkanı olarak seçilmiş ve görevine hemen başlamıştı… Bu seçimin ne şartlarda ve nasıl yapıldığı da ayrı bir önemli hikayedir.
İnönü Tek Parti ve Tek Adam rejiminde, yalpalayan bir politika izlemiştir. Döneminde başlayan 2. Dünya Savaşı yıllarında ise, belirsiz ve tutarsız politikaların peşine düşmüş, Türkiye savaşa girmekten kıl payı kurtulmuştur.
-
Dünya Savaşı sürerken, baskıcı, bir rejim sergileyen İnönü’nün karşısında doğal olarak bir muhalefet yoktu. Ta ki, 1945 yılında CHP milletvekilleri Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan parti yönetimine daha fazla demokrasi talep eden “Dörtlü Takrir” adı verilen önergeyi sununcaya kadar. Ve tabii bu önerge reddedilmiş, önce Adnan Menderes, ardından Fuat Köprülü ve Refik Koraltan partiden ihraç edilmiş, Celal Bayar ise, kendi isteği ile hem CHP’den, hem de milletvekilliğinden ayrılmıştı… İşte bu dörtlü, CHP’den ayrılarak parti kuran listenin başını çekecekti… 1946 yılında kurulan yeni partinin adı DEMOKRAT PARTİ OLMUŞTU. Bu nedenle tarihçiler Demokrat Parti’yi “CHP’nin bağrından çıkan ilk büyük muhalefet partisi” olarak tanımlarlar.
Hatta siyasi tarih açısından bakıldığında bugün Türk siyasetinin merkez sağ damarının önemli bir bölümü, CHP’nin içinden doğmuş Demokrat Parti tarafından şekillendirilmiştir.
Demokrat Parti
Adalet Partisi
Doğru Yol Partisi (Tekrar) Demokrat Parti…
Aynı şekilde CHP’nin sol kanadından da zaman içinde:
Güven Partisi,
Demokratik Sol Parti,
Memleket Partisi gibi oluşumlar çıkmıştır.
Bu yüzden siyasi tarihçiler arasında zaman zaman şu yorum yapılır:
“Türkiye’de birçok parti kurulmuştur ama en fazla parti doğuran siyasi hareketlerin başında CHP gelir.”
Bu yaklaşım doğrudur. CHP’nin içinden veya CHP’den ayrılanların kurduğu partilere gelmeden önce, 1946 seçimlerinden bahsetmemiz de fayda var.
1946 seçimleri, Türkiye’nin çok partili hayata geçişinin ilk genel seçimi olarak tarihe geçti. Ancak seçimlerin erkene alınması ve ‘açık oy, gizli sayım’ sistemi nedeniyle muhalefet tarafından uzun yıllar ‘baskın seçim’ ve ‘şaibeli seçim’ olarak nitelendirildi ki; gerçekten de tam böyleydi.
İsmet İnönü Demokrat Parti’nin 7 Ocak 1946 yılında kurulmasından sonra, normalde 1947 yılında yapılması gereken seçimleri yaklaşık 1 yıl öne çekmişti. Ve İnönü, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir seçim sistemi kurgulamıştı… “Açık oy, Gizli Tasnif”
Seçimlerin öne alınma sebebi, Demokrat Parti’nin propaganda yapmasına engel olmaktı… Açık oy gizli tasnif sistemi ise, İnönü’nün asker ve polisle kurduğu baskı düzeninin göstergesiydi. İnsanları o kadar korkutmuştu ki; vatandaşlar göstererek DP ye oy atarlarsa tutuklanacaklarından ya da başlarına başka işler geleceğinden korkuyordu. Seçimler 21 Temmuz 1946 da yapıldı.
Vatandaş oylarını yetkililere göstererek mühürledi. Oylar ise yargı denetimi olmadan kapalı odalarda gizli sayılarak sonuçlar yazıldı ve oylar imha edildi.
Buna rağmen DP, 64 milletvekili çıkarmayı başardı… Cumhuriyet Halk Partisi ise 395 milletvekili, Bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkartmışlardı.
Seçimlerden sonra büyük tartışmalar, kavgalar yaşandı. Ama sebep; seçimlerin erkene alınması değil, seçim sistemindeki “Hile garantili” şekildi… DP seçimlerde hile yapıldığı savı ile itirazlarda bulunduysa da CHP iktidarını sürdürdü. Yani itirazlardan sonuç çıkmadı. Ama 1950 yılında yapılacak seçimlerde sistem tamamen değiştirilmiş, Gizli Oy, Açık Tasnif ve Yargı denetimi getirilmişti. Zaten İnönü’nün bir kez daha o seçim sistemini denemesi mümkün değildi. Halk artık, baskılara itiraz eder olmuştu. Yer yer İnönü’nün çok kullandığı jandarma ve polis güçleri de tepkilere maruz kalır olmuştu.
1946 seçimleri Temmuz ayında yapılmıştı. Normal yasama dönemi dört yıl olduğundan seçimlerin teorik olarak 1950 Temmuzu’nda yapılması beklenebilirdi. Buna rağmen seçimler 14 Mayıs 1950’de gerçekleştirildi. Bu birkaç aylık fark nedeniyle bazıları bu seçimi erken yapılmış olarak değerlendiriyor. Bazı siyasetçiler ise, “erken seçim” olarak değil, normal seçim takvimi içinde yapılmış genel seçim olarak kabul ederler.
Bu nedenle 1950 seçimleri Türkiye’nin ilk gerçek anlamda serbest ve rekabetçi genel seçimi olarak kabul edilir.
Sonuçlar
Demokrat Parti büyük bir zafer kazanmış 408 milletvekili çıkarmıştı. Baskıcı CHP rejimi ise sadece 69 milletvekili koltuğu kazanabilmişti.
Bunun yanı sıra Millet Partisi: 1 milletvekili, Bağımsızlar: 9 milletvekili elde etmişlerdi.
Tarihi Sonuç
14 Mayıs 1950 gecesi İsmet İnönü seçim sonucunu kabul etmek zorunda kalmıştı. İktidarı DP’ye teslim etmekten başka çaresi yoktu.
Ama CHP İçindeki hizipler bitmek tükenmek bilmiyordu. Bakın Atatürk’ün kurduğu partiden hangi siyasi oluşumlar çıktı bu güne kadar:
-
– Demokrat Parti
