Ne yapıldı, kim neyi götürdü, kimden götürdü, kim yakaladı?
İlçeler bazında partisinin oy rekorunu kırarak iş başına gelen bir belediye başkanını, halka karşı küçük düşürmeye, itibarını zedelemeye kimsenin hakkı yoktur! “Götürürken yakalandı” başlığı ile “Yolsuzluk algısı yaratmak suçtur” Bu suçun ardında kim varsa, kimler varsa, büyük yanlış içine düşüyor! Bu bir gazetecilik faaliyeti değildir… Gazeteci, kimseyi yakalayamaz! Çünkü kolluk kuvveti değildir! Gazeteci belgeleriyle, bilgileriyle, edebiyle konuşur, yazar! Selçuk Balkan’ı kim nerede, nasıl, ne götürürken yakaladı? Yakalayan Ahmet Tübcel mi?
Yoksa onları manipüle eden başkaları mı var? Durum ne olursa olsun, böyle bir yaklaşım gazetecilik değil, birileri adına tetikçiliktir. Çünkü hiç bir gazeteci, böyle imalı bir ithamla yazı yazamaz, yazmaz! Bu sözde haber, kim olursa olsun, nerede olursa olsun suçtur. Gazetecilik mesleği adına işin takipçisiyiz… Selçuk Balkan elbette babamızın oğlu değil! Ama, ne götürmüştür, nerede götürmüştür, kimden götürmüştür, kim yakalamıştır, bilmek isteriz. Cumhuriyet Savcılarımızı göreve davet ediyoruz.

Azıcık bile vicdanınız yokmuş!
İktidara yakın isimlerle çektirdikleri fotoğrafları güç olarak kullanan ve kendilerini gazeteci olarak tanıtan bazı kişiler, kurdukları sözde basın federasyonları ve dernekleri ile kendilerine uluslararası çalıştıkları gibi bir imaj vererek ortalığı kasıp kavuruyorlar.
Özellikle hedef aldıkları yerlerden birisi de rantın gerçekten bol olduğu ve kayyım zamanında mantar gibi çoğalan, 700-800 metrekare vilların merkezi olan Urla… Gelin görün ki; kayyım hatalarının hesabını şimdi seçilmiş belediye yönetimine koz olarak kallanmaya kalkan, sanki bütün yasadışı yapıların sorumlusuymuş gibi gösteren ve Urla’yı yolsuzluklarla ilişkilendiren kişiler acaba neyin peşindeler? İşte günlerce anonsladıkları ve büyük yolsuzluk diye bahsettikleri konu, bir çok devlet kurumunun da aynı yolu izlediği, satın almak yerine kiralamak yolunu seçtikleri fotokopi, ozalit ve benzeri makineler… Bunu yapmalarının sebibi ise, bakımı ve toner masraflarının makinelerin hacminden büyük olması. Küçük bir araştırma ile bazı devlyet hastanelerinin, kamu kurumlarının ve geçtiğimiz yıllarda Urla’da kayyım görevi yapan belediye başkan vekilinin de kiralama yaptığını gördük. Peki onlar da bu sözde “büyük yolsuzluk dosyaları” na neden dahil edilmedi dersiniz?

Böyle vicdansızlık olmaz!
Haftalarca anonslar yaparak Urla Belediyesi’nden hesap sorulacağını duyuran ve iktidara yakınlığını çeşitli şekillerde ima eden bu sözde basın kuruluşları, aslında esas zararı iktidar partisine veriyorlar.
İktidarın itibarını düşürücü nitelikte “Biz birlikte hareket ediyoruz” imajı çizen paylaşımları, saldırı niteliğindeki haberleri ile aslında kendi menfaatlerine çalışırken, gerçekte bu durumu gizleme çabaları görülüyor!
Yaptıkları açıkça, iktidarın bir görevlisiymiş gibi davranıp, onları muhatap almadıklarında başlarına iş açacakları yönünde bir algı bırakıyorlar. İyi niyetle iktidar partisinin yöneticileri ile birlikte çekilmiş fotoğraflarını kurdukları garip sitelerde yayınlayarak “Bakın biz ne kadar güçlüyüz” algısı yaratıyorlar.
Oysa basın mensupları, iktidar partilerinin yöneticileriyle çekildikleri fotoğrafları güç olarak kullanamazlar. İktidara yakın bir görüşe sahip olsalar bile bunu kendi içlerinde tutarlar. Her haberi eşit ve tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirirler…
İşte bakın, bu günlerce anons yapıp, sonunda Urla Belediyesi’nin yapmış olduğu fotokopi, ozalit vesaire ihalesini ortaya atarak sözüm ona büyük bir yolsuzluk ortaya çıkarmış gibi bir yayın yaparak, sözde halkın hakkını korudular. Ama esas amaç, belediyenin onları muhatap alıp anlaşmamaları olduğu açık!
Şimdi büyük yolsuzluk haberinin arka planına bakalım…
2020 yılında Burak Oğuz’un Fetöcü olduğunun ortaya çıkması ile kayyım olarak atanan Önder Can isimli kaymakam, fotokopi makineleri ihalesi açmış ve kiralık makineler kullanmaya başlamış. Nedeni ise belli… Belediye, tüm birimlerinde evrak çoğaltmak için fotokopi, imar müdürlüklerinde ozalit makineleri, kaçak yapıda renkli fotokopi cihazları gibi gereksinimler duyuyor. Bu cihazların satın alınması ve bakımları, toner masrafları ve amortismanları hesaplandığında, kullanım süresi iki yıl bile değil. Vekil Belediye Başkanı ne yapmış, satın almak yerine, kiralamayı tercih etmiş. Makinelerden her hangi biri bozulduğunda, hemen yerine yenisinin konacağını garanti etmiş. Tamiri ile bakımı ile uğraşmak yerine bunu kiralamayı yapan şirkete yüklemiş. Yani belediyeyi büyük bir yükten kurtarmış. Vatandaşın işlerinin gecikmemesini sağlamış…
Gelin rastgele bir araştırma yapalım ihale duyurularından… Bolu Belediyesi, yine makinelerini satın almak yoluna gitmenin rantabl olmadığını görüp 2024 yılında kiralama usulü ile ihtiyacını karşılamış.
Esenyurt Necmi Kadıoğlu Hastanesi 2025 yılının başında yine fotokopi makinelerini kiralamak yolunu seçmiş…
Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü 2024 yılında yine rantabl olan bu yolu seçerek makinelerini kiralamış.
Araştırıldığında sayının artacağı belli…
Sorumuz şu:
1- Kayyım yönetimleri yaptığı zaman kimsenin sesi çıkmayacak ama ilçeler bazında partisinin rekorunu kırarak seçim kazanmış belediye başkanının yönetimi aynı ihaleyi yaptığı zaman yolsuzlukla suçlanacak öyle mi?
2-Devlet Hastanesi veya devletin herhangi bir kurumu bu ihaleyi yaptığı zaman alkışlanacak, muhalefetin seçilmiş bir belediye yönetimi yaptığı zaman yuhalanacak öyle mi?
3- Gazeteciler, sağlam belgelerle, elle tutulur kanıtlarla, soru sorar… Elbette bu onların görevidir… Sorduğun soruya cevabını alırsan, o cevapla karşı bir yazı yazıp, belgeleri yayınlayıp, halk adına yetkilileri harekete geçirmek doğrusudur. Cevap alamıyorsan, belgelerini yine yayınlar, yasalara aykırı olan noktaları da yayınlarsın… Cumhuriyet Savcılarını bilgilendirirsin!
4- Şimdi bu devlet dairelerinin de sıkça kullandığı kiralama sistemi eğer yasalara aykırı ise, bu haberi yapanların, kaç devlet dairesi bu işi yapmış, kimler sorumlu, teker teker döküm yapıp sayın savcılarımızın harekete geçmesini sağlaması şarttır!
5- Ayrıca ne devlet kurumları, ne de kamuya hizmet eden seçilmiş yönetimler, iş yapacakları zaman gazetecilerden izin almazlar!
