19.6 C
İzmir, TR
Haziran 13, 2026
ANASAYFA

URLA YALANCILARINA MİNİK BİR CEVAP!

Bizim Urla’nın dedikodu değirmeninin çarkı belden aşağı vuruşlar yaparak dönüyor… Dedikodu, kasaba siyasetinin en önemli malzemesidir… Urla da kasaba siyaseti alışkanlığından çıkamadığından, tezvirat (Yalan dolan) işleri hayli aktif…

Urla’nın yerel gazetecisi Cenk Özen, Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ı sosyal medyadan linç etmeye çalışan tezviratçılara yönelik bir yazı kaleme aldı  geçtiğimiz günlerde…  Selçuk Balkan’ı yollardan vurup, “Bittik, tükendik… Bu ne rezillik”  gibilerinden kamuoyu oluşturup, tepki oklarının hedefine koymaya çalışanlara yönelik yazılan yazının ardından feyk hesaplarla Cenk Özen’e ve gazetecilere demediklerini bırakmayanlar bu yazının konusu şimdi…

Anlayışları kıt olduğu belli bu arkadaşlara bazı şeyleri anlatmak için küçük bir çocuğa ders verir gibi bir tavır doğru olacak…

Selçuk Balkan’ı yollardan vurmak, Cenk kardeşimin dediği gibi, insafsızlıktır…  Marjinal Sohbetler programında, adam, anlattı yolların neden bu halde olduğunu… Bir yolu üç-dört kez yapmak zorunda kaldığını, alt yapı çalışmalarının bu güne kadar baştan savma yapıldığını… Anlattı da, anlattı…

Bakınız; hayati bir konu… Gediz’in bir müteahhidi enerji kablolarını 15-20 santim aşağıya gömüp, ortadan kayboldu ve bu iş  belediye kontrollerinde ortaya çıktı… Oraları tekrar kazılıp, yenileniyor! Hiç kimse çıkıp da Gediz’e bir şey yazamadı…  Belediye Başkanı buraları gezip, kendi kontrol ediyor… Sadece bu olay, manşetlerde günlerce kalacak bir haberdir…

Bizim tezvirata yatkın basın leşkerleri ne yaptılar?

Arabayla gezip, hoplayarak giderken ve birbirlerinin  kucağına zıplarken “Görüyorsunuz nasıl zıplıyoruz araba içinde” diye haber yaparak Belediye Başkanı’nı hedef göstermeyi görev diye yutturuyorlar da, insanları öldürebilecek ihmali görmezlikten geliyorlar…

Bu işin doğrusunu yazanlara ise feyk hesaplardan saldırıyorlar… Aynı şahısları, her türlü çirkin söylemlerin ardında da görüyoruz… İstedikleri kadar feyk hesaplardan yazsınlar, markaları ve arkaları görünüyor…

Niye yapıyorsunuz?

Amaçları basit ve seviyesiz…

Aynı gardaşları, Esnaf Odası Seçimleri kulislerinde de görüyoruz…  “Bir program yapalım, üç başkan adayını çağıralım, anlatsınlar projelerini” dedik… Hiçbir ücret de talep etmedik… Çünkü haberin hizmet olduğunu hep savunurum.  Bu tür işler parayla yapılmaz!  Bizim tezviratçılar hemen ortaya çıktılar… Efendim, biz soruları desteklediğimiz adaya verecekmişiz.  Diğer adayları şişletecekmişiz. Bunu da para karşılığı yapacakmışız. Adiliğe bakar mısınız…

Anlaşılıyor ki; diğer basın faaliyetlerinden Urla’yı ihmal etmişiz ve bunlar meydanı boş bulmuşlar…

Esnaf Odası adaylarını bizzat ben çağırdım.  Tarafsız bir yayın yapıp, medenice projelerini anlatsınlar, esnaf da izlesin fikir sahibi olsun diye…

Sağ olsunlar önce hepsi kabul ettiler… Sonra Esnaf Odası Başkanı Ahmet Aydınhan  “Yayın canlı olmazsa gelmem” diyerek yan çizdi…  İzmir’de bir çok kanala çıkacağını anlattı… “Biz de hayırlı olsun” dedik…

Biraz ateşli konu olduğu için canlı yayın yapmayı uygun bulmadık… Ve, programdan vaz geçtik… Gitsinler kozlarını İzmir’deki kanallarda paylaşsınlar biz de seyredelim.

Sunduğumuz bu hizmeti, ellerinin tersiyle itenler basına sövgü dolu sözler sarf etmekten geri kalmıyorlar…  Biz soruları verecekmişiz birisine… Ve adayları şişletecekmişiz!

Bakar mısınız tezvirata?

Bu ilçeye zarar veren, dargınlıklara neden olan bu saldırıları durdurmalıyız!

Durur mu? Bilmiyorum ama, durmalı…

Gazetecilere bu tür saldırılarda bulunanlar, gazeteci de geçiniyor olsalar,  gerekli cevabı aldıklarında söz söyleme hakkına sahip olmazlar, olamazlar… Bilmem anlatabildim mi?

Gazetecileri para ile ilişkilendirenlere de benim diyeceklerim var!

Kıç kadar ilçelerde bile gazeteler reklamlarla destekleniyor, gazeteciler el üzerinde tutuluyor… Burada ise, yerel gazeteciler ayakta kalabilmek için çırpınıyor. Sizler gazetelere ve gazetecilere bile sahip çıkamıyorsunuz.  Fiyatlarınız, her yerden 3 kat fazla…  Bir dolu inşaat firmaları var… Yüzde 90’ı kaçak yapılarla donanmış… Bir tabak yemeği bin liradan satanlar var… Bir porsiyon döner 600 lira… Kiralar uçmuş…  Bir şişe su 50 lira… Bir fincan kahve 60-70 lira…  Bir dolu şarap firması var. Bir 200 liralık şaraplar binlerce liraya satılıyor…

Kim aç gözlü? Ayakta kalmaya çalışan gazeteciler mi?

Her köşe başında lüks kuyumcular var…  Basının üç kuruşluk ilanını verip, sonra da “Satılmış” demek kimin hakkı acaba?

Bu arada biz ilan almıyoruz… Kabul etmiyoruz, paralı program yapmıyoruz. Nedeni işte bu!

Anlaşılıyor ki meydanı boş bırakmışız… Bundan böyle halkın yararına olmayan işler yapanları eskisi gibi ifşa etmekten, haber yapmaktan kim olursa olsun imtina etmeyeceğiz… Hodri meydan…

İlgili Haberler

NE ÇEKTİ CHP BU ADAMLARDAN BE!

Mutlu Tuncer

KONGRE KOMEDYASI

Mutlu Tuncer

CHP KAOSLA BESLENEMEZ!

Mutlu Tuncer

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası